Giriş: Annelerimizle Bağlarımız ve Ruh Sağlığımız Üzerindeki Derin
Etkileri
- Klinik Psikolog Zühre Yüksel
Merhaba sevgili okuyucular! Geçtiğimiz bölümlerde, aile dinamiklerimizin ruh sağlığımız
üzerindeki derin etkilerine değinmiştik. Bugün ise, özellikle narsist özelliklere sahip bir
anneyle büyümek konusunu ele alacağız. Bu, pek çok kişinin hayatında sessizce var
olan, ancak uzun vadeli ve derin etkileri olabilen hassas bir konu.
Bir anne figürü, hayatımızın en temel taşlarından biridir. Sevgi, şeat, güven ve destek
beklentisiyle bakarız onlara. Ancak bazı durumlarda, annelerimizin kendi iç
dünyalarındaki zorluklar, bu temel ihtiyaçlarımızın karşılanmamasına yol açabilir. Eğer
anneniz sürekli olarak kendi ihtiyaçlarına odaklanıyor, aşırı ilgi bekliyor veya
başkalarının onayına aşırı önem veriyorsa, bu durum "narsistik özellikler" olarak
adlandırılabilir. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak istiyorum: Narsistik özellikler
göstermek farklıdır, Narsistik Kişilik Bozukluğu tanısı almak ise bambaşka bir durumdur.
Bugün konuşacağımız konu, bu narsistik özelliklerin veya tanının bir annenin kızı
üzerindeki olası etkileri.
Narsist Bir Annenin Kızı Olmanın Uzun Vadeli Etkileri
Narsist bir anneyle büyümek, bağlanma şeklimizden öz saygımıza, ruh sağlığımızdan
hayatımızın pek çok alanına kadar uzun vadeli izler bırakabilir. Eğer siz de annenizin
narsist olabileceğini düşünüyorsanız veya bu tanıyı almış bir anne tarafından
yetiştirildiyseniz, şimdi paylaşacağım bazı tipik belirtiler size tanıdık gelebilir.
Unutmayın ki, her birey bu deneyimin etkilerini farklı şekillerde yaşar. Burada önemli
olan, kendi deneyimlerinizi anlamak ve yalnız olmadığınızı bilmek.
1. Düşük Özgüven ve Değersizlik Hissi
Narsist ebeveynlerin çocukları sıklıkla değersizlik hissiyle büyürler. Sanki içlerinde
sürekli bir "yetersizsin" sesi yankılanır. Bu his, ilişkilerini, hayaa verdikleri kararları ve
stresle başa çıkma becerilerini derinden etkileyebilir. Kendilerini sevilmeye layık
görmekte zorlanırlar çünkü gerçek benliklerinin kusurlu olduğuna dair bir inanç
geliştirmişlerdir. Annenin eleştirel tutumu ve utanç duygusunu bir kontrol mekanizması
olarak kullanması, bu değersizlik hissini derinleştirebilir.
2. Güçlü Bir İç Eleştiri Mekanizması
Hayat, sanki içimizde sürekli bizi yargılayan, acımasız bir eleştirmen varmış gibi daha
da zorlaşabilir. Bu iç ses, ilişkilerimizi sabote edebilir, potansiyelimizi
gerçekleştirmemizi engelleyebilir. Sürekli bir mükemmel olma çabası içinde olmamıza
neden olabilir. Bu iç eleştirmen, anneden öğrenilen eleştirel sesin içselleştirilmiş bir
yansımasıdır.
3. Mükemmeliyetçilik Eğilimi
Narsist annelerin kızları sıklıkla mükemmeliyetçilikle mücadele ederler. Bir işe
başlamakta zorlanabilirler, erteleyebilirler çünkü içlerinde kusursuz olmaları gerektiğine
dair yoğun bir baskı hissederler. Hata yapmaktan öylesine korkarlar ki, bu korku
başarıya ulaşmalarını engelleyebilir. Kendilerine olan güven eksikliği ve hataların
öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu kabullenmekte zorlanmaları bu kaygının
temel nedenlerindendir. Bu mükemmeliyetçilik, annenin onayını kazanma veya
eleştirisinden kaçınma çabasının bir sonucu olabilir.
4. İnsanları Memnun Etme İhtiyacı
Annenin eleştirilerinden veya öesinden kaçınmak için, narsist annelerin kızları sıklıkla
başkalarının ihtiyaçlarına aşırı odaklanırlar. Kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederek, sürekli
başkalarını mutlu etmeye çalışırlar. Bu durum zamanla mutsuzluk ve haa öe
birikmesine yol açabilir çünkü kendi sınırlarını çizmekte zorlanırlar. Bu "insanları
memnun etme" davranışı, çocuklukta öğrenilmiş bir hayaa kalma mekanizmasıdır.
5. Kronik Utanç Duygusu
Narsistler, kendi kusurlarıyla yüzleşmek yerine utanç duygusunu başkalarına, özellikle
de çocuklarına yansıtırlar. Duygusal destek sunmak yerine, utancı bir ebeveynlik aracı
olarak kullanmaları, çocuklarda ömür boyu sürebilecek derin bir utanç duygusu yaratır.
Bu utanç genellikle fark edilmez, derine gömülüdür ve kişinin kendilik algısını olumsuz
etkiler. Annenin beklentilerini karşılayamadıklarında, bilinçsizce kendilerini aşağılamaya
devam edebilirler.
6. Eleştiriye Karşı Aşırı Hassasiyet
Narsist anneler çocuklarını adeta kendi yansımaları gibi gördüklerinden, kendi olumlu
imajlarını korumak için onlardan mükemmellik beklerler. Başarısızlık ve kusurları tolere
etmekte zorlanırlar. Bu durum, çocukların eleştiriye karşı aşırı hassaslaşmasına neden
olur. En ufak bir olumsuz geri bildirim bile derin bir yargılanma ve utanç duygusu
tetikleyebilir.
7. Reddedilmeye Karşı Hassasiyet
Çocuklukta yaşanan reddedilme, sürekli eleştiri ve yargılanma deneyimleri, yetişkinlikte
"reddedilme hassasiyeti" olarak bilinen bir duruma yol açabilir. Bu hassasiyet,
ilişkilerde kendini suçlama, düşmanlık ve kalıcı sorunlara neden olabilir. Geçmiş
travmalar, mutluluğu deneyimleme becerimizi engelleyebilir ve ilişkilerdeki
kırılganlığımızı artırabilir. Bu durum, sağlıklı ve uzun vadeli ilişkiler kurmayı zorlaştırabilir.
8. Güvensiz Bağlanma Stili
Narsist anneler duygusal olarak çoğu zaman ulaşılmaz ve benmerkezci olduklarından,
çocukları sıklıkla güvensiz bir bağlanma stili geliştirirler. Bu durum, ilişkilerde kaygıya ve
sürekli bir bağlantı kurma ihtiyacına yol açabilir. Sürekli güvence arayışı, partnerleri
bunaltabilir ve reddedilme korkusunu tetikleyebilir. Bu yoğun ihtiyaç nedeniyle uzun
süreli ve destekleyici ilişkiler kurmak zorlaşabilir.
9. Tek Taraflı İlişkiler Kurma Eğilimi
Ebeveynlerinin reddi ve duygusal istismarı nedeniyle, narsist annelerin çocukları sıklıkla
tek taraı ilişkilere yönelebilirler. Çocukluklarında kendilerine nasıl davranıldığını
içselleştirdikleri için, ilişkilerde sürekli ödün vermeleri gerektiğine inanabilirler.
Travmalarını yeniden yaşatan ve kendilerini istismara açık bırakan narsist özellikli
insanlara çekilebilirler.
10. Eş Bağımlılık
"Eş bağımlılık" terimi, narsist annelerin kızlarının ilişkilerinde kendilerini güvende ve
dengede hissetmelerini engelleyen sorunları ifade eder. Bu kişiler, diğerine olan
ihtiyaçlarının çok yoğun olduğu ilişkiler geliştirebilirler. Sağlıklı bir bağımlılık ilişkilerde
normal olsa da, narsist annelerin kızları kendi benlik saygılarını korumakta ve sağlıklı
sınırlar çizmekte zorlanabilirler.
11. Depresyon ve Anksiyete
Kişinin benlik algısındaki derin yaralar sıklıkla depresyon ve anksiyetenin temelini
oluşturur. Bu durum, yetişkinlikte ilişkilerde sorunlara ve güçsüzlük hissine yol açabilir.
Narsist ebeveynlerin çocukları, kendilerini engellenmiş ve çaresiz hisseikleri için bir
tür felç ve adaletsizlik duygusu yaşayabilirler. Kendi başlarına hareket eiklerinde
cezalandırıldıklarını hissedebilirler. Annenin sürekli kontrolcü tutumu ve
mükemmeliyetçilik beklentisi, performans kaygısı ve yargılanma korkusundan
kaynaklanan anksiyeteye neden olabilir. Bu semptomların üstesinden gelebilmek için
ala yatan travmanın ve benlik eksikliğinin ele alınması önemlidir.
12. Sınır Koyma Güçlüğü
Narsist ailelerde genellikle sağlıklı sınırlar bulunmaz. Çocukların kendi bireyselliklerini
ifade etmeleri ve "hayır" demeleri engellenebilir. Bu "eğitim" sonucu, narsist annelerin
kızları yetişkinlikte sınır koymakta zorlanırlar ve kendilerini sınırların bulanık olduğu,
sağlıksız ilişkilere çekilmiş bulabilirler.
13. Duyguları İfade Etmede Zorluk
Narsist annelerin kızları sıklıkla yoğun ve zorlayıcı duygular yaşarlar, ancak bu duyguları
anlamakta ve ifade etmekte zorlanırlar. Annelerinin kendi duygusal ihtiyaçlarına
odaklanması, kızlarının iç dünyasını ihmal etmesine ve kendilerini yetersiz
hissetmelerine neden olabilir. Duyguları bastırmak, görmezden gelmek veya yapıcı bir
şekilde ifade edememek bu durumun sonuçlarındandır.
14. Öfke ile Sorunlu İlişki Kurma
Narsist ebeveynler öelerini sıklıkla pasif-agresif yollarla, sözlü saldırılarla veya alaycı
bir dille ifade ederler. Çocuklar, korku ve sindirme yaratan bu davranışlarla kontrol edilir
ve aşağılanırlar. Bu tür bir ortamda büyüyen gençler, kendi öelerini sağlıklı bir şekilde
ifade etmekte zorlanabilirler ve sonunda ya zorba ya da aşırı çekingen olabilirler.
Öenin kabul edilemez olduğu öğretisi, yetişkinlerin hem kendi öelerinden hem de
başkalarının öesinden korkmasına neden olabilir.
15. Tükenmiş Benlik Duygusu
Günlük hayaa yol almak, istismardan korunmak ve kendini başkalarıyla
karşılaştırmamak güçlü bir benlik duygusuna sahip olmayı gerektirir. Sağlam bir kimlik,
kişinin yeteneklerine güvenmesini sağlar. Narsist annelerin çocukları genellikle güçlü
bir benlik duygusundan yoksundur, bu da kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını ifade
etmelerini zorlaştırır. Kendi hayatlarının kontrolünü ellerinde tutmak için güçlü bir
kimliğe ihtiyaçları vardır.
16. Rekabetçilik
Narsist ebeveynlerin çocukları sıklıkla yüksek beklentilerle büyürler, bu da
mükemmeliyetçiliği ve sürekli bir başarı ihtiyacını tetikler. Kardeşler arasında sevgi için
bir rekabet ortamı oluşabilir. Duygusal istismara uğrayan gençler büyüdüklerinde de
rekabetçi olabilir ve derin arkadaşlıklar kurmakta veya işbirliği yapmakta zorlanabilirler.
Başarısız olacaklarına inandıklarında kolayca pes edebilirler, bu da üzüntü, kızgınlık
veya öfkeye yol açabilir.
Narsist Bir Anneye Sahip Olmak Ne Anlama Gelir?
Eğer anneniz narsistik özellikler gösteriyorsa veya narsist kişilik bozukluğu tanısı
almışsa, bu durumu anlamakta zorlanmanız çok doğal. Birçok kız çocuğu büyüdükçe
kafa karışıklığı ve mutsuzluk yaşar ve yaşadıkları zorlukların belirtileri için sıklıkla
kendilerini suçlarlar. Oysa ki...
Beyin gelişimimizin en kritik olduğu dönem, yaşamın ilk beş yılıdır. Bu erken dönemdeki
beyin gelişimi büyük ölçüde bağlanma bağlarımız çerçevesinde şekillenir. Başka bir
deyişle, narsist bir anneyle kurulan bağlanma şekli, sosyal ve duygusal gelişimimiz
üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Ne yazık ki, narsistik ebeveynliğin getirdiği
uyumsuzluklar ve bağlanma sorunları kalıcı hale gelirse (ki narsisizmin doğası gereği
bu durum sıklıkla yaşanır), biz de bu sağlıksız ilişki dinamiklerine uyum sağlamaya
çalışırız. Bunun sonucunda, çözülmesi genellikle uzun süreli ve destekleyici bir terapi
süreci gerektiren bir dizi sorun ortaya çıkabilir.
Kaynakça:
● Robbins, A. Reclaim Your Authentic Self
